Sanatta Güzellik Kavramı Arayışları

Herhangi bir canlı ya da cansız unsurun verdiği haz olmakla beraber sanatta güzellik kavramı çok farklı ifadeler sunar. Halihazırda ilk temel husus belki de hoşnut olma anlamıdır. Bununla birlikte zaman ve kültürel değişimlere bağlı olarak incelemek de doğru olur. Ayrıca yalnızca somut hususlar değil, ahlak ve insanlık gibi kavramlarda da güzellik öne çıkar.

Filozoflarda Güzellik Ruhu

Halihazırda Eski Yunan için öneme sahip Plotinus, güzellik üzerine çokça yorum yapmıştır. Eşya aleminden bahsetmesinin yanı sıra ilahi gücün bir yansıması olarak tanımlar güzelliği. Hegel ise Mutlak Ruh görüntüsünden başka bir şey değildir güzellik, açıklamasını yapar. Güzellik kavramı arayışları her dönem devam ederken ilk kez subjektif olduğunu dile getiren Kant oldu. Kant için güzellik aslında bakan ile ilişkilidir. Güzel gören kişinin baktığı da güzel olur. Bununla birlikte güzellik için belirleyici olan süjedir.

İdeal Güzellik Kavramı Var Mı?

İlk dönemlerde Platon için güzellik kavramı ortak bir unsurdur. Tam anlamıyla herkesin kabul edebileceği mutlak güzellik kavramı bulunur. Aristo ile birlikte oran ve ölçü kavramları da ortaya çıkarken evrensel bir güzelliğin olması gerektiğini de vurguladı. Sonrasında Sokrates ve Pisagor ile de bunun üzerine çalışmalar birbirini kovaladı. Neticede ortaya çıkan “altın oran” ise tam anlamıyla güzeli temsil etti. Simetrik yüze sahip insanların daha güzel olduğuna dair genel yargı oluştu. Ayrıca büyük gözlü olmak da güzeldi. Bütün kültürler için bu dönemde beyaz-açık tenli olmanın avantajı vardı.

Sanat Eserlerinde Güzellik Kavramı

Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa eserinin altın orana göre yapılması da güzellik kavramı arayışlarıyla açıklanır. Victor Hugo’nun kaleme aldığı “Notre Dame’ın Kamburu” romanında ise güzellik yine bahis mevzusudur. Burada çirkin olarak tasvir edilen Quasimodo’nun toplumdan nasıl dışlandığı konu alınır. Söz konusu çeşitli araştırmalarda ise güzelliğin rolü yüksektir. Güzel hastaların doktorların ilgisini çekmesi, güzel öğrencilerin daha yüksek notlar alması tesadüf olamazdı.

Günümüzde birçok sanat eserinde güzel olmanın tarifi bulunurken gözden kaçan ayrıntıların sayısı ise giderek artıyor. Güzele talebin artık olmadığı da bir gerçek. Çünkü güzel gelen unsurun kişiden kişiye değişmesi yadsınamaz bir gerçek. Bunu kabul ederek Eski Yunan ve Roma ile farklı algıların ortaya çıktığını görmek gerekir. Herhangi bir nesne ya da unsurun güzel olabilmesi birçok parametreye bağlıdır. Herkes için güzel gelen bir unsur olmayacağı açıktır. Bununla birlikte tam anlamıyla bir uzlaşıdan bahsedebilmek hiçbir dönem mümkün olmamıştır. Ancak yine de sanat eserlerinde güzeli arayanlar hep var olmuştur. İyi ya da mutlu olmanın çok daha fazlasını vaat eden güzellik, aslında başlı başına kusurların örtülmesini sağlayan bir husustur. Belki de bu gözle bir kez daha güzel dediğimiz unsurlara bakmak çok daha doğru olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.