Sanatçılar Ve Yazarlar Rol Model Olur Mu?

Edebiyatı kökten değiştirmiş ya da yenilemiş yazarlar rol model olur mu sorusuna yönelik tartışmalar sürüyor. Sadece yerel bazda değil, evrensel ölçüde yüzyıllardır süren bir tartışmadır örnek olma durumu. Topluma mal olmuş ya da öncü kabul edilmiş kişilerin örnek olmasını ister her toplum. Özellikle gençlerin daha iyi bir yol yürümesine yardımcı olmalıdır bu insanlar.

Hem yazdıkları, söyledikleri hem de hayat hikayeleriyle bunu yapmalıdır çoğu. Ancak bu duruma nereden baktığınıza göre değişir aslında kavramlar. Çünkü dünyaca üne kavuşmuş bir şair veya yazarın böyle bir zorunluluğu yoktur. Olmadığı gibi kişilerin buna ihtiyacı da çoğu zaman bulunmaz. Yol gösterme ya da hedef koyma açısından hisleri, yazdıkları esastır. Bunun dışında hayatında neler olduğunu bilmek, anlamak elbette ki bir bilgidir. Ancak örnek olabilecek durumları buradan çıkarmak yanlış olur.

Yazarların Hayatları Örnek Olamaz

Bilhassa yaşadıkları hayattan dolayı o derecede üstün bir yazar olduğunu söylememiz de yanlış olmaz. Eğer kötü bir hayat yaşıyorsa bile ki toplumsal yargılar karar veriyor buna, o yazıların eseridir bu hayat. Böyle bir kötü hayatı olmasaydı o enfes eserler ortaya çıkmayacaktı belki de. Bununla birlikte sade, basit ve topluma göre hareket eden bir insanın yüce bir yazar olması mümkün mü sizce? Bana sorarsanız bu durumun gerçekleşme ihtimali binde birden daha azdır. Birtakım konularda aşırıya kaçmakla ya da tabuları yıkmakla bu seviyeye gelir fikir insanları. İster yazar ister şair ya da filozof olsun bu durum aşikardır. Bundan hareketle yazarlar rol model olmaz toplum insanına. Farklı bir noktaya götürür takip eden insanları. Bu ise eserleri üzerinden hareketle meydana gelir.

Kumarbaz Dostoyevski

Rus edebiyatı dediğimizde aklımıza gelen ilk kişilerden Dostoyevkski’nin hayatına bir göz atalım. Kim ister ki böyle bir hayatı yaşamak? En hayran olan okuyucusu bile kabul etmez oysa. Kumar bağımlısı bir insan olmanın getirdiği zorlukları yaşamak da nedir? Karşılıksız aşklar peşinde koşup borçlarını ödemek için kitaplar yazmanın hislerini anlamak… Tüm bunlarla baktığımızda çok kötü bir insandır topluma göre. Ancak ortaya çıkan güzide eserler, hisleri, duyguları ve düşünceleriyle bütünleşen anlatımı.

Tefeci Shakespeare

İngiliz edebiyatı için Shakespeare hayranlığı yapanlara seslenmek isterim. Böyle bir hayat görüşüne sahip olmayı isteyecek edebiyat sever var mıdır? Tahıl ticareti yapan bir insandır bu güzide yazar. Sonrasında kıtlık dönemi başlayınca tefeci olmaya karar verir. İnsanların gırtlağın çöker ve parasına para katar. Üstüne bir de vergi kaçırma işleri de cabası.

Kafka’nın İhaneti

Üstün insan olan Kafta peki nasıl bir hayat yaşadı. Herkesin dilindeki “Milena’ya Mektuplar” isimli kitabına bakabiliriz. Sadece birkaç defa görüştüğü bu hanımefendi ile 3 yılı aşan bir aşkın hikayesidir. Bu sırada Kafka evli, Milena ise nişanlıydı. Böyle bir olayı hangi toplumun kabul edeceğini bir düşünelim.

Yazarlar Rol Model Değildir

Elbette ki bu özel hayatlar yazarların değerini düşürmez. Sanat eserlerini anlamsız hale getirmediği gibi aşağılık bir kişilik ortaya çıkarmaz. Ancak yine de yazarlar rol model olmalı dayatmasından uzak durmak gerekir. Çünkü en başta bu durum topluma zararlı olabileceği gibi yazarları da zorlar. Kimsenin böyle bir çabası ya da beklentisi de olmamalı. Böyle bir görev ve misyon yüklemek de en hafif tabirle haksızlık olur. Toplumuna dönerek “benim peşimden” gelin diyecek insanların sayısının az olmasının daha da önemli olduğunu anlamamız dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.