Rüyalar Alemi Gücü Nereden Geliyor?

Binlerce yılın getirdiği rüyalar alemi hala gizemini korumaya devam ederken insan sağlığını da etkiler. Hem olumlu hem de olumsuz yönde insanın psikolojisine etkisi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bununla beraber son derece rolü olmasında birçok unsur öne çıkar. İlk çağlara baktığımızda rüyaların bir kehanet aracı olduğunu görmek söz konusudur. Hastaları iyileştirme etkisine inananların sayısı günümüzde de az değil. Peki, rüyalar alemi gücünü nereden alıyor?

Rüyalar Alemi Gelişimi

Halihazırda 19.yüzyıl itibariyle bilim konusu olarak rüyaların incelemeleri başladı. Daha öncesinde Tanrı’dan gelen mesajların aktarımıydı. İnançlar buna yönelik olurken kişilerin iyi mi yoksa kötü mü olduğuna rüyalarına bakarak karar verilirdi. Özellikle dini kişilerin rüyaları yorumlaması da buradan kaynaklıdır. Sonrasında gelişen bilimsel incelemeler ise uyku sırasındaki beyin dalgalarını ortaya çıkardı. Tespitlere göre beyindeki dalgalar aynı ritme sahip değildir. Uyku boyunca değişkenlik gösterirken rüyaların REM döneminde ortaya çıktığı anlaşıldı. Bunu ortaya koyan en önemli husus ise gözleri kapalı olmasına karşın insanın bir şey görüyormuş gibi hareket etmesidir. Bir seyir hadisesi gerçekleştiğini uyuyan bir insanı takip ettiğimizde rüyayı ortaya çıkarabiliriz.

Rüyalar Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Bir kişi için 8 saatlik ortalama uykudan bahsedersek 5 kez REM dönemi gerçekleşir. Bunların toplam süresi ise 120 dakikadır. Her ne kadar tam olarak rüyanın belli bir sınırı olmasa da çok güçlü etkileri bulunur. İçeriği sadece kişinin kendisi bilebilirken yorumlaması ise daha farklıdır. Kişinin kadın ya da erkek olması veya yaş faktörü de belirleyicidir. Elbette ki kültürel ve toplumsal değer yargıları da rüyaların oluşumunda rol oynar.

Rüyalar Alemi Gücünü Nereden Alıyor?

Psikoloji bilimi ekseninde baktığımızda rüyaların içeriğinde birçok faktör rol oynar. Bunlar hem içsel etkenler hem de dış faktörler ayrımına tabidir. Sonsuz sayıdaki senaryodan hareketle rüyalar kendisini gösterir. Ortaya çıkışının ardından rüyanın hangi seyirde gideceğine ise kişinin içsel hayatı karar verir. Bundan dolayı kişinin hayatta hangi evrede olduğu ya da nasıl bir gün geçirdiği tam anlamıyla ilgilidir. Ayrıca rüyalar alemi sembollerin gücünden de çokça yararlanır. Bu konuda şüphesiz ki psikanalitik kuram kurucu Freud en iyi açıklamaları yapmıştır. Yaşamında kişinin arkaya ittiği unsurların çıktığı yer olarak tanımlar rüyayı. Kişinin kontrol altında tutmaya çalışan olayların bir bütünüdür. Toplumsal baskı sonucunda kendisini gösterememiş davranışlar rüyalarda belirir. Buradaki bastırılmış düşünce ve duyguların ne kadar güçlü olduğunu tahmin etmek zor değildir. Çünkü hepimizin gördüğü rüyaların anlam dereceleri bunu ortaya koyar.

İnsanoğlu Problemleri Rüyalarla Çözer

Bir başka önemli bilim insanı Jung ise rüyalarla ilgili olarak kaynağı bilinç dışı unsurlara atar. Ayrıca rüyaların problemleri çözme yeri olduğunu söylemek de imkan dahilindedir. Aktif bir çalışma alanı olan rüyalarda kişinin yapabileceklerinin sınırı yoktur. Tüm yaşam konularını ele alabileceği gibi aynı zamanda değerlendirmeler yapma olanağı da vardır. Günlük yaşamın getirdiği stres ve korkularla yüzleşme alanı olduğunu söyleyen Ross Levin, konuya bu açıdan bakar.

Eğer kişinin yaşadığı stres çok yüksek olursa kabuslar görür. Daha korkunç rüyalarla kişi irkilir ve çözümler getirir. Ancak tüm bunlara karşı yine de rüyalar alemi büyük oranda gizemini korumaya 21.yüzyılda da devam ediyor. Hiçbir zaman bitmeyecek sihirli bir güce sahip olduğunu inkar edemeyiz. Bu gücü olumlu şekilde kullanana insanların alacakları faydanın sınırı da yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.