Nurettin Topçu Ahlak Tanımını Nasıl Yapar?

1909 İstanbul doğumlu olan Nurettin Topçu ahlak tanımı üzerine çeşitli çalışmalar ortaya koydu. Paris Üniversitesi yıllarından beri nasıl bir dünya ve hayat görüşü olması gerektiğini dile getirdi. İnsana dair ortaya koyduklarını İsyan Ahlakı kitabında anlattı. Eğitiminin ardından 1934 yılında Galatasaray Lisesi’nde Felsefe öğretmenliğine devam etti. Ancak birçokları için Topçu, üniversite hocalığını hak etmişti. Said Nursi ile Denizli’de görüşüp davalarını takip eden Topçu, İslami İlimler Eğitimi’ni ise Celal Ökten’den aldı. Bununla birlikte Türk Kültür Ocağı, Türk Milletçiler Cemiyeti, TÜrkiye Milliyetçiler Derneği çerçevesinde faaliyetlerine devam etti.

İslam Felsefesi ve Ahlak üzerine yazdıkları ise bugün hala birçok kişi için geçerliliğini koruyor. Ahlaki hareketin nasıl olması gerektiğini belirtirken kendi cemiyeti açısından da aykırı bulunan ifadeleri çokça vardır. Topçu için aşamalar sezgi ile başlar. Kişi, sezgi sonrasında düşüncelerle inanca varır. İnanç ise imana aslında zorunlu bir geçiştir. Bunun böyle devam etmesi de Ahlaki bir Allah kavramını ortaya çıkarır. Doğrudan iradenin yani insanın Allah’ı istemesi önemli değildi. Doğa ve varlıkların talep edilmesi sonucunda belli bir yola giriş yaptı. Ardından “estetik iman” olarak belirttiği kavram ortaya çıktı. İradenin buradaki yoluna devam etmesini ise boş işler ilgi çekmez, mantığına dayanır. Bundan dolayı derinliklere sahip olmayan güzellikler tatmin etmez. İradenin tabiatüstü olarak tanımlanan varlıklara uzanması da buradan kaynaklıdır. Hareket Felsefesi kavramı burada belirgin olarak görünür. İnsanın belli bir arayışla istediklerinden fazlasını bulabileceğini de gösterir.

İrade Bakışı Nasıl Olur?

İnsan iradesi baktığımızda Nurettin Topçu Ahlak özelinde Schopenhauer gibi düşünmez. Kötümserlikleri geride bırakarak Hallac ve mistik düşüncenin ürünlerinin etkisi altındadır. Daha tasavvufi bir yönle ilerleme söz konusudur. Var olan mistik isyan ise aslında tam olarak bir bilinmezdir. Çünkü toplumlarda tanınmadığı gibi kişinin kendisine de yabancıdır. Topçu’nun fikirlerinde hakikat ve ahlak önemlidir. Halihazırda burada var olan ahlak kavramından İslami bir öğe olarak bahsetmemesi de değerlidir. Çünkü Topçu’ya göre Gandhi tam manasıyla ahlak simgesidir. Büyük Britanya yargıçlarına karşı verdiği mücadeleyi takdirle anması da bunu gösterir.

Bireysel Ahlak Meselesi

Toplumsal isteklere karşı çıkılmasıyla bireysel ahlak oluşur diyen Topçu, sert bir eleştirye de sahiptir. Buradaki en önemli unsur toplumun kutsallığı meselesidir. Çünkü toplum adına bireyin geride bırakılmasına isyan eder. Her ne kadar toplum ya da devlet kavramları her zaman değerli olsa da hepsine olumlu bakmak yanlış olacaktır. Toplumu yönlendiren insanların kendi isteklerini yaptırması ihtimaller arasındadır. Böyle bir durumda topluma yararı var denilerek bireylerin önünü kesmek faydadan çok zarar getirir.

Uysallık Ahlakı Kavramı

Baktığımızda bir toplum içerisindeki ahlak ideali sadece toplum isteklerine göre de belirlenmez. Çünkü sosyal vazifeyi en öne alma durumunu getirir bu husus. Böylelikle yalnızca toplumun istekleri karşılanır. Ancak en sonunda bireyin vicdani körleşmesi, düşüncede yoksullaşmasına neden olur. “Uysallık ahlakı” olarak tanımladığı bu körleşme giderek farklı boyutlar kazanabilir. Mutlaka ferdin tercihler yaparak taraf tutmasını ister. Bu sayede bir ahlak kavramından bahsetmek mümkündür. Aksi durumda başka yere dönüşü olmayan yolda ilerlemek kişiyi hiçbir zaman ahlaki seviyeye çıkarmaz. Böylelikle düşünme sürecinde sağlık artık bir kayıp halini alır.

Nurettin Topçu Ahlak Sorumluluğu

Rauch tarafından ortaya atılmış önemli bir mesele olan “namuslu adam” ahlakı da burada akılla hareket eder. Sadece vazifesini yapan kişilerin namuslu olarak kabul görmesine dayanır. Toplumun verdiği vazifelerin en kutsal sayılması da beraberinde gücü getirir. Bu inanış ise Topçu’nun bir kez daha eleştiriler getirmesini kaçınılmaz kılar. Bu ahlak üzerine de yine bireysel unsurları yok etmesiyle eleştirilerini yapar. Topçu’ya göre sorumluluk, kuvvet olarak toplumun koydukları değildir. İşleyişin devam etmesi için konulanlar yalnızca birer görevdir. Bunların doğru olması da kesin değildir.

Toplumun yanlış yönlendirilmesi mümkün olabileceği gibi yöneticilerin ahlaktan bihaber olması da söz konusudur. Bundan dolayı sorumluluk kavramında kalbi öne atar. Şuur ve vicdan özelinde insanın sorumlulukları ortaya çıkar. İnsani duyguların çok daha önemli olduğunun da altını çizer. Ayrıca sonu olan kavramların veya duyguların ahlak için yeterli olmadığı da açıktır Topçu’ya göre. Bunun için sonu olmayan unsurlara dair derinlemesine düşünme yapar. Allah’a uzanmak adına yapılan tüm çalışmalar olumlu sonuç verdiği açıktır. Diğerleri ise yalnızca bir çarpışma sonucunda hayaller sunar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.