Genişlikte Peygamber Gibi Olabilmek

Günümüzde koşuşturma içerisinde geçen günlerin nelere neden olduğunu bilmesek de genişlikte peygamber gibi olmak gerekir. Bir anda insanları kötülemek ya da onlardan vazgeçmek şart mı acaba? Onların neler yaşadığını bilmeden yargılar koyarak hükümler vermek kolayımıza mı geliyor sizce? Bununla birlikte başlıyor düşünceler bütünü aslında. Sonrasında daha da geniş bir açı beliriyor ufkumda. Ardından neler olabileceğini hayal etmek kalıyor bana. İnsanın sırf iyilikten ibaret olmadığını anlamamız gerekiyor başlıca. Ayrıca iyilerin içerisinde de kötülük duygusu olabileceğini unutuyoruz çoğu zaman. Ancak bu durum kötülüğe kapı aralamak değil, iyiliklerin silinmemesi çabasıdır. Buna dair kadın ya da erkek tavırları ise şaşırtmıyor. Toplum tabandan tavana kadar hep bir hüküm verme ve yargılama havasına bürünüyor.

Adil Olmayan Hükümler Vermek

Bir insanın kötü alışkanlıklara sahip olması ya da anlık bir kötülük yapması nedendir? Bunun getirileri ve kayıplarına bakmadan hükümler veriyoruz. Eğer gerçekten bunu yaptıysa kesin cehennemlik diyoruz bazen. Alkol kullanması, sigara içmesi veya ailesine kötü davranmasını bile kınamaya başlıyoruz. Sonrasında birbirini kovalayan bu eleme furyası sürüp gidiyor. Sonuçta kimsenin cennete layık olmadığı sonucuna da çabucak varıyoruz. Peki, genişlikte peygamber gibi olmak ne anlama geliyor?

Peygamber Gibi Bakabilmek

Düşüncelerimiz hep bu yönde olduğu sürece bu hayatın kıymetini anlamamız zorlaşıyor. Tek bir parçasını dahi cehennemde bırakmak istemeyen bir anlayışa kulak vermeliyiz. Kötülük yapmış olsa da en ağır suçları işlemiş olsa da yine de kurtarma peşinde olabilmek. Ümmeti adına şefaatçi olmayı bekleyen ve kabul olacak duasını o güne saklayan bir yüce insan var karşımızda. Her şeyin aslında hizmetkar olarak O’nun için sunulduğunu biliyoruz. Hiçbir yargılama ve peşin hüküm olmadan nasıl bir davranış sergilediğini görebiliyor muyuz? Affetmenin ve sen de gel bizimle, demenin ne derece kıymetli olduğunu anlayabiliyor muyuz? En basit hareketlere karşı bile tepkimiz neden bu kadar gaddarca peki?

Topluma değil, kendimize karşı yapılan hareketlere karşı bile affımız yok. Sonrasında şiddetin artmasıyla telafisi olmayan yollara giriyoruz çaresizce. Ayrıca bir bunalım halini görebilmek bu kadar da zor değil. Hemen genişlikte peygamber gibi olmanın yollarını aramalıyız bana kalırsa. Ne olursa olsun bizden olmayan insanların yardımına koşmak…. Herkes için daha iyisini yapabilmek…. Herkese gönlü açık olabilmektir mesele.

Gaddar Tavrın Sonu

İnsanların yaptığı hataları veya kötülükleri gözümüzün önüne getirip tavır koymanın anlamsızlığı içerisinde kayboluyoruz. Bir kazaya sebep olmuş yazarın asla bir daha kitap yazmamasını istiyoruz. Bir kez alkol almış olan insanın artık iflah olmayacağına karar veriyoruz. İnsanın içindeki et parçasının giderek kararmasıyla oluşuyor bu gaddar tutumlar. Çare olmak yerine üstüne bir de dışlayan bizler oluyoruz. Toplumun tokat atmaya hakkı olmadığı gibi insanları yargılama görevi de bulunmuyor. Buna rağmen yaptıklarımızın göklerde karşılığı nedir, bilmiyoruz. Belki de bizim gaddar düşünce ve tavırlarımızdır aslında kaybeden. Ancak bunu hiç ama hiç düşünmüyoruz. Aklımıza gelmesi bile felaketimiz olur diye.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.