Fotoğraflarla Adım Adım Londra Gezisi

En büyük metropol kentlerinden olmasının yanı sıra Avrupa’nın tarihini barındıran Londra gezisi ile sizlerleyiz. Doğal güzelliklerin yanında kültürel anlamda da bu şehirde görmeniz gereken çok sayıda bölge bulunur. Halihazırda çoğu müzenin ücretsiz olması da başlı başına bir nedendir. Elbette ki bununla birlikte birçok cazibeye sahip bu güzide şehri, milyonlarca turist ziyaret ediyor. Maceralı ve biraz meraklı olan fotoğraflarla adım adım Londra gezisine başlıyoruz.

Big Ben Saat Kulesi

Tüm ihtişamıyla saray yanında duran Big Ben saati aslında bir figürden çok daha fazlasıdır. Hemen herkes için Londra gezisi dediğimizde ilk adrestir. Şehrin simgesi konumundaki bu saatin büyüklüğü de insanları cezbediyor. Ayrıca 334 basamağın sonunda çıkabildiğimiz bu saat kulesinin yüksekliği tam 96 metredir. İngilizler için saatin önemini vurgulayan bu yapı, hemen her filmde de kendisini gösteriyor. Augustus Pugin imzalı bu saatin içindeki çan ise Big Ben olarak bilinir. Saat Kulesi için Big Ben tanımı buradan geliyor.

Westminster Sarayı

İngiltere’de Londra gezisi için bir başka sembol olan Westminster nehrin kıyısında uzanıyor. Halihazırda gotik mimari için akla gelen belki de ilk eserler arasındadır. Şüphesiz ki heybetli olan bu yapının içerisinde 1100 oda bulunuyor. Eğer yolunuz bir şekilde Londra’ya gelirse mutlaka bu sarayı öyle ya da böyle gezmelisiniz. Çeşitli yangınlara ve yıkımlara uğrayan saray ile ilgili birçok çalışma yapılmaya devam ediyor. Sahip olduğu önem nereden geliyor dediğimizde ise hem mimari hem de tarihi figür olmasıyla öne çıkıyor. Charles Baryy tarafından tekrar tasarlanarak 19.yüzyılda yeniden Londra’nın gözdesi halini alır. Sonrasında ise tüm muhteşem özelliğiyle var olmaya devam eder.

London Eye Manzarası

Mühendislik başarısı görmek isteyenlere bu büyük dönme dolap yeterli olacaktır. Harika bir mimari görünüme sahip olmasının ötesinde muhteşem Londra manzarası da sizlerle oluyor. 135 metreye kadar çıkan bu dönme dolap sayesinde tüm Londra ayaklarınızın altında kalıyor. Harika bir nehir manzarası üzerinden şehir inceleyebilirsiniz.

Buckingham Sarayı Ziyaretleri

1837 yılından sonra Kraliyet Sarayı unvanını alan bu güzide yapı, Londra gezisi için olmazsa olmazlar arasındadır. Muhteşem çiçekli bahçesiyle birlikte 775 oda bulunuyor. Halihazırda ziyaretçiler için ise 19 örnek oda açık durumda. Ayrıca ziyaretler Kraliçe’nin olmadığı zamanlarda gerçekleşiyor. Söz konusu sergi ise yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği alandır. Burada Kraliyet ailesine dair giysiler ve çeşitli ürünleri görebilmek mümkün oluyor. Saat 11.00’de gerçekleşen nöbet değişimi sırasındaki tören ise mutlaka görmek isteyeceği bir güzellik sunuyor.

Hyde Park

Kraliyet Parkları çok meşhur olmakla beraber Londra için en büyüğü ve güzeli Hyde Park olarak bilinir. 17.yüzyıl sonrasında halka açık alan olarak oluşturulmuş bu bölgede piknik yapabilir, yüzebilir, bisiklet kullanabilirsiniz. Ayrıca Serpentine Gölü yüzmeye müsaittir. Kano imkanı da var olurken çoğunlukla spor yapan insanların kullanım alanıdır. Bununla birlikte çeşitli festival ve etkinliklerin yapıldığı alan bir buluşma noktası özelliği taşır.

Tower Bridge

Kent için popüler olan sembollerden bir başkası da Tower Bridge olurken Londra gezisi sırasında mutlaka görürsünüz. Film ve dizilerde de görüntüsü kullanılan bu eşsiz yapı, kenti bir araya getirir. Thames Nehri üzerinde yükselen köprünün kuleleri oldukça ihtişamlıdır. Bununla birlikte üst bölümde iki bölümden yayalar geçer. Ayrıca büyük deniz araçlarının rahat geçebilmesi adına açılır-kapanır özelliğe sahiptir.

Trafalgar Meydanı Nerede?

Londra gezisi için heykelleri, anıtları ya da çeşmeleri görmek isteyebilirsiniz. Bunun için en merkezi meydan olan Trafalgar tek adrestir. Ayrıca farklı protestolar için halkın buluşma noktası olmaya da devam eder. Burada National Gallery ve Nelson ziyaret edebileceğiniz yerlerdir.

Tarihi Mekanlarıyla Londra Gezisi

Halihazırda çok daha ilgi çekici tarihi mekanları da Londra gezisi için anlamlı olur. Bunların başında St. Paul’s Cathedral gelir. Çünkü burası Prens Charles ile Diana arasında gerçekleşen evliliğin şahididir. 300 yıllık geçmişiyle harika bir mimari özelliği vardır. Dini motiflerin yanında büyük kuleler ve galeri kısımları da ilgi çekicidir.

Alışveriş adına ise Oxford Caddesi belki de Avrupa’nın merkezidir. Burada yüzlerce markaya ait mağazalar sıralanır. Yaklaşık 2 kilometrelik bir caddenin harika bir Londra havası vereceğinden şüphesiz olmasın. Çeşitli mekanlarda canlı müzikler duyarak en lüks markaların ürünlerini satın almaya başlayabilirsiniz.

Alternatif müzik adına Camden Town çok daha iyi bir seçim olurken müzeler açısından da en zengin Avrupa kenti olduğunu söylemek yanlış değildir. Bununla birlikte doğal güzellikleri de bulunan İngiltere başkenti Londra gezisi sizlere harika deneyimler sağlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.