Cevapsız Kalan Sorular Neyi Temsil Eder?

Hangi değerli kitaba bakarsak bakalım cevapsız kalan sorular çıkar karşımıza. Çünkü her şey aslında soru sormakla başlar. Sadece geçmişimize dair değil, tüm insanlık adına şarttır bu. Hz. Adem’in süregelen soruları bundan kaynaklıdır. Platon, Aristo ve diğerleri… Hepsi için soruların ne kadar değerli olduğunu söylememize gerek yoktur sanırım. Bir insanın düşünebiliyor olduğunu gösteriyor sorular. Sınıf sıralarında otururken öğretmenin bir anda “sorusu olan var mı” çıkışında aslında öğrenme pratiği gelir. Kimlerin öğrendiğini görmek içindir bu çıkışın sebebi.  Çünkü bir konu hakkında soru sormaya başlayan zihinler, yorum yapabiliyor demektir. Soruların kendi başına cevap olduğunu anlıyoruz buradan.

Soru Sorabilme

Bir konu özelinde pratik yaptığımızda sorular geliyorsa aklımıza az ya da çok öğrenmeye başladık, diyebiliriz. Bununla birlikte sorularla konunun üzerine gitme şansı vardır elimizde. Her bir sorunun yeni bir kapı açtığını görebiliriz. Sonrasında başladığımıza yere baktığımızda vardığımız yer çok büyük bir başarı olur. Ancak bazı durumlar korkutucu da olabilir bu durum. Buradaki esas mesele ise sorulara gelen cevaplardan çok, cevapsız kalan sorulardır. Her soruya cevap bulmak çok daha kolay değildir.

Cevapsız Kalan Sorular

İnsanlık tarihi boyunca cevapsız kalan sorular vardır sıra sıra. Herhangi bir konuda olabilir elbette. Felsefe özelinde baktığımızda Tanrı ile ilgili sorular meşgul eder bizi. Güzellik kavramı da olabilir bir başka sorunun konusu. Ayrıca sanat ya da varlık meselesine dair de çok fazla soru vardır cevapsız kalan. Tüm bunlara baktığımızda karşımıza iki esas meselesi çıkar. Birincisi soruların zihin açıcı ufkunda kaybolmanın verdiği büyüleyici mesele. Evet, sorunun içerisinde kaybolmak çoğu zaman korkutucu gelir. Ayrıca hemen herkes bir yanıt duymak ister. Kesin, net ve herkesin kabul ettiği yanıtlar arar sorusuna karşılık. Ancak her zaman öyle olmaz. Böyle yaşanmaz hayat ve yaşanmayacağını çok sonradan fark eder insan. Bunun başlıca nedeni ise tek bir doğrunun olmayacağıdır.

Doğru Kavramı

Kesin ve keskin bir doğruyu arama çabası beyhudedir. Çünkü çoğu soruyla ilgili cevapların tek bir yolu yoktur. Bununla birlikte hep doğru olanı bulmaya çalışmak da insanın yolcuğunda yaptığı hatalardan birisi olabilir. İnsanın bakış açısıyla şekillenir dünya. Nasıl bir yerden bakıyorsan manzaranın o kısmını görebilir, resmin tamamını net anlayamazsın. Bulutların arkasına gizlenmiş güneşi bulmak ya da ağaçların üstündeki kuşu fark etmek ne derece mümkündür?

Arayış Sonsuzluğa Gider

İnsanın doğruyu arama çabası takdire şayan olabilir çoğu zaman. Ancak yine de arayış her zaman için sonsuzluğa uzanır. Bitmek bilmeyen bir sorular dünyasına düşmüş olursunuz. Sonrasında cevapsız kalan sorular her geçen gün çoğalır. Belki de esas mesele cevap bulmaktan çok sorularla düşünmemizdir. Ne Dersiniz?

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.