Babaya Mektup / Muhammed Murat

babaya mektup

Bir kez daha gelince mezarına babaya mektup nasıl yazılır, daha iyi anlıyorum. Beş yaşından bir çocuğun babasına vedası çok daha güzel olmuyor. Ancak yine de şartlar öyle gelişti, diyerek teselli tek çare oluyor. Bununla birlikte kimse bilmiyor beş yaşın neler sunduğunu. Oyun parkında kamyonetiyle kum taşıyan bir çocuğun babası neden ölür ki? Hem de karanlık bir gecenin tam ortasında ıssız bir maden ocağında. Bir patlama sesi duyduk diyenlerin sağ çıktığı bir yerden neden çıkamaz ki baba? Beş yaşındaki çocuğun gözünde süper kahraman olan bir babanın yapamayacağı şey mi olur? Bir anda gökyüzüne yükselerek oradan çıkması gerekmez miydi sence?

Ölüm nedeninle ya da olayın kendisiyle ilgilenmiyorum aslında. Sadece babaya mektup yazmama neden olan durumu düşünüyorum. Çünkü o durum olmasaydı ben mektup yazmak zorunda kalmayacaktım. Ne kadar ağır bir şey aslında mektup yazmak! Ne kadar zorlu bir şey. Çünkü bir ihtiyacın giderilmesi aslında başlı başına. İstenen durumun gerçekleşmemesinden ötürü mecbur kalıyor insan mektup yazmaya. Bu mektubunu da sana yine mecbur olduğum için yazıyorum baba. O karanlık gecede maden ocağından çıkamadığım için…

Babaya Mektup Satırları

Senden sonrasını merak ediyor musun acaba? Gerçekten de heyecanla anlatmamı bekliyor musun olanları? Çok büyük değişimler oldu mahallede, şehirde ve hatta ülkede. Komşunun küçük kızı da evlendi mesela. Ayrıca bir de hamile olduğu ortaya çıktı. Herkesin diline düştüler tabi mahallede. Ancak bundan sana ne ki? Senin ihtiyacın olan şeyleri yapanlar var. Her gece dua okuyanlar ve senin için yardımlar yapanların sayısı da az değil. Buna karşın bendeki isteksiz geçmiş değil. Bir boş vermişlik hali bulunuyor. Televizyona çıkan bıyıklı amcalar ise Z kuşağının genel bir sorunu olduğunu söylüyor bunun. Sence de bizim kuşak sorunlu mu baba?

Utanma Duygusu Senden Yadigar

Bize bıraktıkları ortamın çok sağlıklı ve mükemmel olduğunu söyleyecekler utanmasalar. Sahi utanma yok ki onlarda… Tüm utanan insanlar senin gibi öldü mü baba? Şimdilerde hiç görmüyorum utanma duygusunu etrafımda. Oysa ki sen ne güzel utanırdın. Mesela bizim yanımızda annem seni öpünce yanağından kıpkırmızı olurdun. O an anlardım utanma duygusu nedir, nasıl ortaya çıkar?

Bir gün mahalle maçında kavga ettiğim için çok utanmıştın mesela. Ertesi gün okulda öğretmenimin karşısında da yine utanan bir baba vardı. Her şeye rağmen sana çok yakışıyordu utanmak. Senden aldığım bir özellik olacak ki bende çok utanıyorum. Geçen akşam sevgilimle yemek yerken akrabalar geçti yanımızda. Kendime bakmadım tabi ayna olmadığı için ama kesin senin gibi kıpkırmızı olmuşumdur. Senden bana kalan yadigar kıpkırmızı yüz oldu, iyi mi? Ayrıca çok daha fazlası var tabi. Mesela korkusuz olmak, güçlü durmak ve cesaretli tavırlar sergilemek. Merak etme, helal yoldan para kazanmayı da unutmadım. Ancak bazen neyi unutuyorum, biliyor musun? Beni ne kadar çok sevdiğini… Gerçekten çok mu severdin beni baba? Toprağın altından bir işaret vermeni o kadar çok isterdim ki şu an. Gitmeden söyleyeyim ben seni hala çok seviyorum baba. Annemin yanında artık uzun saçlı bir adam olsa da yine de seni sevmeye devam ediyorum. Hem de her Cuma sana gelip mektup yazacak kadar çok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.